Tarih : 03.06.2007
Sayı : 2007/007
Konu : Dünya Abhaz-Abaza Halkı Birliği
Avrupa Toplantıları Sonuç Bildirgesi
DÜNYA DEVLETLERİNE,
PARLAMENTOLARINA,
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE,
BM, AGİT, AB, (BM. İNSAN HAKLARI
KOMİSYONUNA),
(BM. GÖÇMEN VE MÜLTECİLER
BİRİMİNE) VE KAMUOYUNA
AÇIK ÇAĞRI
Bizler Dünya Abhaz-Abaza Halkı Birliği’nin 18-20
Mayıs 2007 tarihleri arasında
Almanya ve Belçika’da yaptığı toplantılarda
bir araya gelen, Avrupa’da yaşayan Abhaz
diasporası halkı ve delegeleri olarak:
- Uluslararası hukuka saygı çerçevesinde,
- Ulusların kendi kaderini tayin etme
hakkı prensibine inanarak,
- Bir ulusun diğerini tahakküm
altına almasını reddederek,
- Yabancı baskılarla oluşturulan
kurallara uyma zorunluluğuna karşı çıkarak,
- Bugün olduğu gibi yarında,
Abhazların yanı sıra Abhazya’da
yaşayan tüm diğer halkların
da barış ve güven içerisinde
yaşayabilecekleri tek yerin Abhazya Cumhuriyeti
Devleti olduğuna inanarak,
Tüm dünyada ve tarihi vatanlarında
yaşayan Abhaz ve Abazinler adına dünya
halklarına, parlamentolarına ve hükümetlerine; uluslararası hukukun
gereği olarak ve egemen, demokratik bir hukuk
devletinin tüm özelliklerine sahip olduğunu
da vurgulayarak Abhazya Cumhuriyeti Devletinin tanınması çağrısında
bulunuyoruz.
Abhaz ulusu 1200 yılı aşkın
bir devlet tecrübesi ve geleneğine sahiptir.
Tarih, Abhaz halkının bağımsızlık
mücadelelerini gösteren belgelerle doludur.
Bu mücadelelerin sonucudur ki, ulusumuz 8. Yüzyılda
Abhaz Devletini kurmayı başarabilmiştir.
Abhaz–Abazin toplumu yüzyıllar öncesinden
günümüze köklü kültürlerini,
ayrıcalıklı örf ve adetlerini ve
eşsiz zenginlikteki dillerini yaşatageldiler.
Tüm bunlar aynı zamanda dünya medeniyeti
içinde paha biçilmez değerlerdir.
Bilinen en eski dönemlerden günümüze
kadar halkımız Ortadoğu, Avrupa, Akdeniz
havzası ve Kafkasya bölgelerindeki tüm
tarihi olaylarda önemli roller üstlendi.
Buna arkeolojik kalıntılar, tarihi eserler
ve kültürel anıtlar apaçık şahitlik
etmektedirler. 19. yüzyıl ise Abhaz halkı için
ağır tecrübelerin yaşandığı bir
dönem oldu ve ulusumuzun büyük çoğunluğu ülkelerini
terk ederek Osmanlı topraklarına sığınmak zorunluluğunda
bırakıldı. Ancak bu durum onların
içindeki özgürlük ateşini
hiçbir zaman söndüremedi.
Abhaz toplumu tarihi süreçte birçok
kez yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
gelmesine rağmen her defasında ayakta kalmayı başarabildi. 1918 yılında
da Rus İmparatorluğunun çöküşünden
fırsat bularak ortaya çıkan Gürcü Menşevik
Devleti’nin ilk icraatı da Abhazya’yı işgale
yeltenmek olduysa da bunda başarısız
oldular. Abhaz halkı ulusal bağımsızlık
mücadelesinin ardından devletlerini tekrar
kurmayı başardı.
1921 yılında işgalci
Gürcü menşeviklerin Abhazya’dan
atılmasının ardından Bağımsız
Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilan
edildi. Ancak 10 yıl
geçmeden Stalin ve Beria, Abhazya’yı zorla
Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne
dahil ettiler. Bu olay üzerine Abhaz halkı topluca
protestolara başladı. Bu başkaldırıyı Sovyetler
tarihinde ilk olarak Abhazlar göze almışlardı.
Gürcistan’ın komünist yöneticileri
ise açıkça Abhaz halkını yok
etme faaliyetlerine giriştiler. Abhaz halkının
en değerli aydınları birer ikişer
ortadan kaldırıldı. Abhaz okulları tamamen
kapatıldı. Yoğun bir Gürcü nüfusu
Abhazya’ya yerleştirilerek demografik yapı alt üst
edildi. Abhazca coğrafi terimler bile Gürcüce
olarak değiştirildi, tarihi kalıntılara
varıncaya her şey tahrif edildi. Ancak tüm
bunlara ulusumuz hiç bir dönem rıza
göstermedi ve her 10 yılda
bir büyük halk hareketleriyle tepkilerini
ortaya koymaktan da asla çekinmedi.
SSCB döneminde zorla dahil edildiği
süre hariç, tarih içerisinde Abhazya’nın
Gürcistan’a ait olduğu hiç bir
zaman dilimi gösterilemez. Gürcüler
de tüm dünyayı yalanlarına Abhazya’nın
diktatör Stalin rejimince kendilerine hediye edildiği
bu dönem haricindeki tarihi gerçekleri
karartarak inandırabildiler. Bugün bu yalanlara
bina edilen tarihi verilerle sözüm ona “toprak
bütünlüklerini” koruyorlar.
1992 yılında
da sözde “toprak
bütünlüğü” için
yeniden Abhazya’ya saldıran Gürcistan,
bir kez daha Abhazya’da kanlı bir savaşa
neden oldu. Ancak bu savaş, Abhaz halkının şanlı direnişi
ve kardeşlerinin desteği ile zaferle noktalandı.
Bu askeri zafer aynı zamanda Abhaz halkına özgürlüğünü tekrar
iade etti.
Ülkemiz 14 yıldır
demokratik prensiplere bağlı olarak de-facto bağımsızlığını sürdüre-
geliyor. Artık dünyanın, Abhazya halkının
varlığını ve diğer halklar
gibi kendi devletini yaşatma hakkını tanımasının
zamanı gelmiştir. Bizler asla savaş istemedik,
bugünde istemiyoruz. Tarih boyunca kimsenin toprağına
da göz dikmedik, ancak en değerli vatan evlatlarını da
topraklarımızı savunmak için
feda etmekten bir an bile tereddüt etmedik. Bugünde
aynı karar ve azimle her türlü saldırganlığa
karşı Abhazya’yı savunmaya hazır
durumdayız. Abhazya halkının bağımsızlık
iradesi, uluslararası hukuk, BM sözleşmeleri
ve ikili anlaşmalara da uygundur. Halkların
kendi kaderlerini tayin etme hakkı, uluslararası sözleşmelerle
garanti altına alınmış en temel
haklardan biridir. Bütün dünya devletlerine
düşen bu gerçeği kabullenerek
uluslararası hukukun tanıdığı hakları Abhaz
halkından esirgememek ve Bağımsız
Abhazya’yı tanımaktır.
Abhaz sorununda dünyanın takındığı çifte
standart sadece Gürcistan saldırganlığını cesaretlendirmektedir.
Gürcistan’ın Temmuz 2006’da, BM ve BDT taraflarınca
oluşturulan BM Barış Gücü kontrolündeki KUDRI (Kodor)
vadisine asker sevk ederek tüm anlaşmaları ve BM kararlarını yok
sayması da bu çifte standardın doğal
sonucudur. Bölge barışı, Gürcü yönetimi
tarafından açıkça sabote edilmektedir, 14 yıldır
süregelen nisbi sükunet ortamı bugün
için ciddi tehdit altındadır.
Kardeş Kafkas Cumhuriyetleri, Abhazya ve Diaspora
için kaygı verici ve kabul edilemez olan
bu durumun, bölgede sağlanan istikrarı yok
etmesi muhakkaktır.
Dünya Barışı adına,
Gürcistan’ın KUDRI (Kodor)
vadisinden askerlerini çekmesinin sağlanmasını ve
bölgede istikrarı yok eden Gürcistan
kaynaklı terör eylemlerine engel olunmasını tüm
dünya devletleri ve BM’den önemle
talep ediyoruz.
Gürcistan’ın askerlerini KUDRI
(Kodor) vadisinden çekmesi ve saldırgan
tutumundan vazgeçmesi, sadece Abhazya ve Kafkasya’nın
tamamında barış ve istikrarın tekrar
sağlanması açısından değil, BM’nin
inandırıcılığı, güvenilirliği
ve prestiji açısından da son derece önemlidir.
Bugün BM başta olmak üzere
tüm uluslararası kuruluşların
Abhazya konusunda karar alırlarken açıkça
tek taraflı olarak hareket etmeleri bizlerde ciddi
rahatsızlık uyandırmaktadır. Bu
anlamda konu ile ilgili olarak BM Güvenlik
Konseyine bilgi vermeyi amaçlayan Dışişleri
Bakanımız Sn. Sergey Şamba’ya
ABD vizesinin verilmeyişini ağır bir
hakaret olarak algılıyoruz. Sadece bir tarafı dinleyerek
soruna çözüm bulma iddialarını kabul
etmemiz söz konusu bile olamaz. Ayrıca BM şemsiyesi
altında devam eden görüşme sürecinde
Gürcü tarafının kendilerince “mülteci” olarak
adlandırdıkları, ancak gerçekte
tarihi vatanlarına geri dönmüş kişilerin
Abhazya’ya tekrar geri dönüşlerini ön şart olarak
ileri sürmeleri bizim açımızdan
kabul edilemez bir durumdur. Burada bilinmesi gereken;
Abhazya’ya dönme hakkının sadece
ve sadece 19. yüzyılda vatanlarından
zorla sürülenlerin torunlarına ait olduğu
gerçeğidir!
Bu bağlamda Abhazya’ya uygulanan
ve her türlü insan haklarını ayaklar
altına alan tüm hukuk ve insanlık
dışı ambargoları ve uygulamaları şiddetle
protesto ediyor ve derhal sonlandırılmasını bekliyoruz.
Ayrıca başta ABD ve Türkiye
olmak üzere bir takım batılı ülkelerin
Gürcistan’a sağladıkları askeri
desteğin, problemin çözüm sürecine
hiçbir olumlu katkısının olamayacağının
bilinmesini de önemle vurgulamak istiyoruz.
Bizler, Abhazya’ya uygulanan haksız
ve hukuksuz uygulamaların derhal son bulacağına
demokratik, özgür ve egemen Abhazya Cumhuriyeti
Devleti’nin bir an önce tanınacağına
yürekten inanıyoruz.
Saygılarımızla
Dünya Abhaz-Abaza Halkı Birliği Genişletilmiş Yönetim
Kurulu Katılımcıları Adına
Başkan
Prof. Dr. Taras SHAMBA
Wuppertal- Antwerpen, 19-20 May, 2007
|