| |
Abhazya Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı Sergey Bagapş’ın
V. Dünya Abhaz-Abazin Kongresi’ndeki
Konuşması
Suhum, 15 Aralık 2006
Abhazya Cumhuriyeti halkı adına, atalarınızın
tarihi topraklarınızda sizleri içtenlikle
selamlıyorum. Anavatanınıza hoş geldiniz!
Tarihimizdeki trajik olaylardan dolayı Abhaz-Adige
halklarının büyük kısmı anavatanlarından
zorla koparılarak sürgüne gönderildi. Ülkemiz
bu acı dönemlerin ardından sonra zor
bir süreç geçirdi, ancak tüm
bunlara rağmen halkımız bu zor günleri
gerekli dersleri alarak şerefli bir şekilde
atlatmasını bildi. Halkımızın
temsilcileri nerede olurlarsa olsunlar her zaman kendi
Anavatanına sadık kalarak hizmet etmeyi
sürdürdükleri gibi, Abhaz-Abazin
ve Adige toplumu bulundukları ülkelere de önemli
devlet adamları, bilim, edebiyat, kültür
spor ve sanat alanında ünü dünyaya
yayılan evlatlar ve kahramanlar yetiştirerek
kazandırmayı başarabildiler.
Bugün, hepimizin karşısında çözülmesi
gereken bir sorun bulunuyor. Geçmişin günümüze taşıdığı tüm
problemleri bertaraf ederek halkımızın elde ettiği büyük
başarıyı ve ışığı hep birlikte ileriye
taşımak. Bugün, halkımızın aydınlık
geleceğinin kurulmasının zamanıdır. Bu süreçte
en ciddi rolü üstlenmesi gereken kurumda Dünya Abhaz-Abazin
(Abaza) Halklarının Birliğidir.
Abhazya Devleti'nin temelleri 12 asır öncesine
dayanır. VIII.asırda kurulan Abhaz
Krallığı, asırlarca Kafkasya’da
son derece önemli askeri,siyasi,ekonomik ve kültürel
bir rol üstlenerek dönemin önemli imparatorluklarının
arasında halkımızı günümüze
taşıyan bir rol oynayabilmiştir.
Abhazya devletinin günümüzdeki en önemli
problemleri, komşu Gürcistan devleti
ile ilişkilerden ve bu devletin topraklarımıza el
koyma çabalarından kaynaklanmaktadır.
1918 den 1921’e kadar Abhazya devleti Menşevik
Gürcü askerleri tarafından işgal
edildi. Bu Abhazya’da acımasız işgalci
bir diktatörlüğün hüküm
sürdüğü zor bir dönemdir.
Bir gürcü siyaset adamı bu zamanlara şu şekilde tanıklık
ediyor, “ Menşevik işgali süresince
Abhaz halkının hakları sistematik
bir şekilde çiğneniyordu ve “demokratik” Gürcü Yönetiminin
isteği ise Abhazya’yı bir sömürge
objesine çevirerek Abhazya’yı sömürge
gibi yönetmek, yeraltı ve yerüstü tüm
zenginliklerine el koyarak istedikleri gibi kullanmaktı.”
İşgalci Gürcü yönetimi Abhaz halkını asimilasyona
uğratarak ulusal bilincini yok etmek yönünde yoğun çabalar
harcadı Ancak düşmana asla boynu eğmeyen halkımız
topraklarını işgal altından kurtararak bağımsızlığına
yeniden kavuşmasını bildi.
Ancak SSCB döneminde de yeni nesiller bu
acı olaylarla aynı şekilde karşı karşıya
kaldılar. Komünist Gürcistan yönetimi
baskıcı ve ayırımcı uygulamalarına
ara vermeden devam etmeyi sürdürdü.Bunun
asıl amacı Abhaz halkını yok etmekti
hatta öyle ki Abhaz halkının toponimiklerini
ve hidronimiklerini bile değiştiriyorlardı.
Abhaz Devletini tarih sahnesinden silmeye çalışıyorlardı.
Tüm bunlar reddedilemeyen belgelerin tanıklığı altında
bu gün apaçık önümüzde
durmaktadır. Abhazya 1992 yılında da,
Gürcistan ile eşit hakları temel olan
uygar bir ilişki kurmak isteğini net bir
tavırla ifade etti. Ancak Abhaz tarafının
bu çağrısı Gürcistan’ın
yeni bir işgal saldırısı ile karşılık
buldu.
Tarih adeta Gürcistan’ın Abhaz halkını,tarihini
ve kültürel mirasını yok
eden top yekün saldırısına tekrar
tanıklık ediyordu. Abhazya Cumhuriyeti
Baş savcılığınca toparlanan
belgeler 1992–1993 yılları arasındaki
savaşta Gürcü yöneticilerin Abhaz
halkına yönelik katliamları ile işledikleri
ağır suçları ispatlamakta,
Gürcü politikalarının asıl
amacının mono etnik bir devlet kurmak
olduğunu tereddütsüz kanıtlamaktadır.
Devasa bir trajedi yaşadık, binlerce evladımızı şehit
verdik, delikanlılarımız ve genç kızlarımız
kutsal vatanları için canlarını göz
kırpmadan ve kahramanca feda ederek topraklarını tekrar
düşman elinden kurtardılar!
Kuzey Kafkasya’dan kardeşlerimiz, diasporamız,
Rusya’nın her yerinden gelen gönüllüler
Abhaz halkına eşsiz bir destek vererek devletimizin
düşmanın işgalinden kurtarmasında
etkin bir rol oynadılar!
Gürcü-Abhaz sorununa uluslar arası çözüm
arayışlarına uygarca yaklaşan Abhazya,
Gürcistan’ın sistematik
bir şekilde görüşme sürecini
provoke eden tutumuyla karşı karşıya
kalmaktadır.
Gürcistan devamlı surette bir kışkırtma
politikası gütmekte, Gal bölgesinde
yaşayan halk, devamlı olarak yasadışı gürcü askeri
gruplarınca uygulanan terör faaliyetleri
ile karşı karşıya kalmaktadır.
Gürcistan’ın barış sürecini
baltalama isteği, Kudri vadisine silahlı askerlerini
konuşlandırmasıyla ne yazık ki
amacına ulaştı.Bu nedenle barış süreci
büyük bir krizle karşı karşıya
bulunuyor.
Anlaşmazlığın çözümü için
yeni önerilerin ortaya konmasının gereği
apaçık ortadadır. Ancak bunun
için öncelikle Gürcüstan’ın
BM’nin aldığı kararlara eksiksiz
uyması gerekmektedir. Yani Kudrı Vadisi’nin üst
tarafı ikili anlaşmalara uygun olarak askerden
arındırılmış bölge haline
getirilmelidir.
Ayrıca en kısa sürede uluslararası garantörlerin
katılımıyla Abhazya ve Gürcistan’ın
birbirilerine tehdit ve şiddet uygulamayı reddedeceğine
dair bir barış anlaşması imzalanması gerekmektedir.
Uluslararası camia, özellikle BM Güvenlik
Konseyi ve bu konuda etkin bir rol üstlenmeli,
Rusya Federasyonu ile birlikte Abhazya ve Gürcistan
arasında yeni bir çatışma çıkmayacağı yönünde
güvence verebilmelidir.
BM belgelerinde taraflar arasındaki barış ve
huzurun korunması için gerekli koşullar
titizlikle ve açık bir şekilde belirtilmeli
ve silahlı çatışmaları engellemek
için gerekli mekanizmaların işler
hale getirilmesi gerekmektedir.
Bu vesile ile Abhazya Cumhuriyetinin bağımsızlığının,
görüşme konusu olmasının söz
konusu olamayacağın net bir şekilde
ilan ediyoruz! Uluslararası camia, er ya
da geç 1999 yılında gerçekleşen
ve Abhazya halkının %90’ın dan
fazlasının kabul ettiği demokratik bir
devlet kurma isteğini ortaya koyan referandum
sonuçları mutlaka kabul etmelidir!
Ülkemiz yeterince zor koşullar altında
bulunmaktadır. Abhaz
Diplomasi’sinin de nasıl bir gelişim içinde olduğu
hiç kimse için sır değildir.
Dış politikamızın en önemli
hedefi öncelikle yakın komşumuz
Rusya Federasyonu ile olan geleneksel ilişkilerimizi
daha da ileri götürebilmektir.
Ben burada yeri gelmişken Abhazya ve Rusya ilişkilerine özellikle
dikkat etmek isterim. Çünkü diasporamıza
bu konuda çok ca soru sorulduğunu biliyor
ve sizlerin huzurunda dış politikamızın
bu yönünü biraz daha açmak isterim.
Abhazya'nın yeni yönetimi, ilk cumhurbaşkanımız,
Abhazya kahramanı, kendini vatanına
ve ulusuna adayan büyük devlet adamı Vladislav
Ardzınba tarafından belirlenen dış politikaya
aynen sadık kalarak devam ettirecektir.
Biz bu yolun en doğrusu olduğuna yürekten
inanmaktayız çünkü Abhazya’nın
köklü çıkarları bu siyasete
yön vermiştir, vermektedir.
Abhazya’da barış ve huzurun sağlanılmasında garantör
rolünü ağırlıklı olarak
Rusya Federasyonu üstlenmekte. Gürcistan
ve Abhazya sınırında Rus barış gücü askerileri 13
yıldır fedakarca görev yapmaktadır.
Yaşadığınız ve sizlere ikinci
vatan olmuş olan ülkelerin Gürcistan
ve Rusya’ya ilişkin farklı politikalarının olduğunu
da biliyoruz. Ama biz bilmenizi isteriz ki – Abhazya’nın
da , yani sizin tarihi Anavatanınızın
da Abhaz halkının güvenlik ve çıkarlarının
dayattığı bir dış politikası vardır
ve olmalıdır!
Bizim ilişkilerimiz sadece insani bir karakter
taşımıyor. Rusya, Abhazya için çok önemli
bir ekonomik ortaktır. Abhazya halkının çoğunluğu
Rus pasaportu taşımaktadır. Sadece bu
bile iki tarafın sosyal ve güvenlik konularında
ortak yükümlülüklerinin olması anlamına
gelmektedir.
Bu strateji aynı zamanda Kuzey Kafkasya’daki kardeşlerimizle
de ekonomik ve kültürel bağlarımızın
gelişmesine olanak sağlamaktadır.
Diasporamız bütün dünyaya dağılmış durumda,
ne yazık ki bazıları Abhazya’dan çok
uzak yerlere sürüldüler. Ama yanımızda,
Kuzey Kafkasya’da bir çağrıyla
devletimizi savunmak için ayaklanabilen bizim
kan kardeşlerimiz yaşaması bize büyük
bir güvence veriyor.
Yakın bir geçmişte halklarımızın
arasında iletişim tamamen kopuk durumdaydı.Ama
yeni demokratik Rusya bu sınırlamalarını kaldırdı. İşte
bu yüzden Dünya Abhaz-Abazin (Abaza) Halklarının
Kongrelerini hem ülkemizde hem de Karaçay-Çerkes
Cumhuriyetinin başkentinde yapmak mümkün
olabildi.
Abhazya kendi küllerinden yeniden doğuyor
ve canlanıyor. Halkımız kendi
seçim ile yeni yönetimini belirledi – demokratik
prensiplere dayalı bağımsız bir ülke
kuruyoruz. 1999 yılındaki referandumda
yönünü bağımsızlık
olarak belirleyen halkımız, geçen 6
Aralıkta da on binlerce kişinin katılımıyla başkent
Sukhum’da düzenlenen ulusal toplantıda
bu kararını bir kez daha perçinledi.
Abhazya’da gerçekleştirilen demokratik
reformlar, zaten aktif olan sivil toplum kuruluşlarının,
siyasi organizasyonların ve sivil toplumun gelişmesinde önemli
bir rol oynamaktadır.
Kamuya açık konuşmalar düzenleyerek
ve ülkenin her alanda gelişmesi için
tüm konuları halkımızla tartışarak
devlet ve toplum arasında güçlü bir
bağ oluşulmaya çalışmaktayız.
Abhaz toplumu, demokratik gelişmişlik
düzeyini ve olgunluğunu geçen başkanlık
seçimlerinde bir kere daha kanıtlamış.
Pragmatik çözümlerde bulunarak iç siyaset
krizlerine başkalarına örnek teşkil
edecek şekilde engel olabilmiştir.
Eğer bir devlet demokrasi ile yönetiliyorsa,
toplum ve hükümet Anayasal prensiplere uyarak
ve karşılıklı anlayış içerisinde
sorunları ele almalı, devletin hayati sorularına
bu şekilde çözüm aramalıdır.
Demokratik bir devletin temelleri, ancak ülkedeki
bütün siyasi tarafların ve toplumsal
organizasyonların geliştirdiği işbirliği
sonucunda atılabilir. Problemlerin çözümüne
değişik bakış açılarının olması halkı olgunluğunun
ve siyasi kültürünün göstergesidir. Özellikle
içinde bulunduğumuz bu kritik dönemde,
devletimizin uluslar arası camiaya kabul ettirilmesi
gibi çok önemli bir aşamada bulunurken
bile her türlü ifade özgürlüğü sonuna
kadar kullanılmakta,ancak bu ulusal konulardaki
bütünlüğümüze asla halel
getirmemektedir.
Abhazya kendine has demokratik siyaset sistemini
geliştirerek 13 yılı geride
bıraktı. Devletimiz serbest pazar ekonomisi,
bağımsız yargı, sivil toplum ve
insan hakları alanında uluslar arası standartları koruma
kararlılığındadır.
Bugünkü Abhazya, sağlam ve düzenli
gelişim parametreleri olan güçlü devletdir.
Değerli kardeşlerim!
Abhazya Devleti güvence altına almanın önemli
yollardan biri de ulusal ekonomik gelişimin iyice
hızlandırılmasıdır. Bu gelişme
süreci devletin nitelikli katılımı olmadan
adeta imkânsızdır. Bu nedenle,
devlet bu ekonomik sistemin hızını ve
verimliliğini artıracak her türlü çalışmayı aksatmadan
sürdürecektir.
Cumhuriyetin ekonomisinin yeni yatırımlarla
ilerlemesi bundan sonraki ekonomik faaliyetlere de önemli ölçüde
yansıyacak.
İlk etapta uygun bir yatırım iklimi
oluşabilmesi için
yatırımcıların haklarını ve çıkarlarını korumaya
yönelik mükemmel bir yasal temel oluşturma gayretlerimiz hızla
devam ettirilmektedir.
Abhaz ekonomisini kalkındıracak ve
güçlendirecek bir takım projeleri
bu gün başarıyla yürütmekteyiz.
Abhazya’da ekonominin gelişmesi için
gerekli şartları yeniden oluşturuyoruz.
Genel yapıyı reforme ederek özelleştirme çalışmalarıda planlıyoruz,
ancak özelleştirilen kuruluşların
yönetiminde devlet de rol alacak. Bunun ekonomimizin
gelişmesinde ana faktörlerden biri olarak
yabancı sermayenin ülkemize yönelmesini
sağlayacağına da inanıyoruz. Dünya
hızlıca değişiyor. Ve Abhazya bu
süreçlerin dışında daha
fazla kalamaz. Avrupa’nın ekonomik gelişim
mekanizmaları da model olarak almayı ve
hızla gelişmeyi hedefliyoruz.
Abhazya uluslar arası taşımacılık
açısından son derece önemli bir
potansiyele sahip durumdadır. Bu konu ile ilgili
değişik projeler hazırlanıyor.Abhazya’nın
bu konuda yakın zamanda önemli roller üstlenecek
hale gelecek.Bu anlamda Avrupa büyük komşuluk
projesine Abhazya’nın katılımı çok büyük
bir önem arz ediyor. Ancak, bu projelerin başarılı olabilmesi
için, iktisadi projelerin siyasetle de geliştirmesinin
ve desteklenmesinin önemini altını çizerek
vurgulamam gerekiyor.
Bunun için öncelikle Gürcistan’ın
, bölgesel iktisadi entegrasyonu donduran engelleri
derhal ortadan kaldırılmalıdır.Bu
engellerin en önemlisi Abhazya’ya
uygulanan ambargodur. Bölgesel kalkınma ve
AB ile uyum süreçlerinin başarılı geçebilmesi
için Abhazya’nın rolünü küçümsemek çok
büyük bir hata olur.
Abhazya, bölgedeki bütün ülkelerle
ekonomik ilişkilerde bulunabilir. Ancak Abhazya’nın
tanınmamış olması, bölgesel
kalkınma sürecine katılımının önündeki
en büyük engel. Bizim acil olarak hem kuzey
Kafkasya ülkeleriyle, hem daha uzaktaki komşularımızla
ekonomik ilişkilerimizi geliştirmemiz gerekiyor. İşte
bunu için milli ekonomimize yabancı sermayeyi
entegre etmeye çalışıyoruz. Bu
arada, uzak komşularımızın ekonomik yatırımlarının
bölgede yeterli düzeyde olmadığını da
belirtmem gerekir.
Bizim yakından ilgilendiğimiz diğer
bir konuda, ekonomik alanda diasporamızın
istediğimiz derecede aktif olmamasıdır. Biz
vatanserverlik hakkında çok güzel konuşuyoruz.
Ancak bilmeliyiz ki vatanımızın sadece
manevi desteğe değil, maddi desteği
de ihtiyacı var!
Yurt dışında oturan,ancak maddi durumu
olanakları olan yurttaşlarımız,
Abhazya’ya nasıl yararlı olabileceklerini
ciddice düşünmelidirler.
Biz
aynı yerde durmuyoruz.Bu gün için ekonomik
gelişimimizde gerekli hızda olmayabilir,
ancak öyle zamanlar gelebilir ki, yurt dışındaki
yurttaşlarımız katkıda bulunamayacak
derecede gecikmiş olabilirler.
Zannediyorum gayet net olan bu durum hakkında
daha fazla konuşmama bile gerek yok. Ancak
bir kez daha belirtiyorum, Bugünün şartlarında,
Abhazya’nın güvenliğini ancak
güçlü bir ekonomi sağlayabilir.
Sayın delegeler ve misafirler!
Daha öncede belirttiğim gibi, Abhazya’nın
gelişmesinin en büyük engeli, Gürcistan’ın
uyguladığı ambargodur.
Abhazya’ya ambargo uygulanması kararını alan
her ülke.Bu insanlık dışı uygulamanın sivil
halk üzerinde yol açtığı olumsuz
sonuçlardan birinci derecede sorumlu durumdadır.
Ancak, bu haksız savaşı başlatan
Gürcistan’ın işlediği ağır
insanlık suçu bu sorumsuzluğun en önemlisidir.Savasın
Abhazya’ya getirdiği maddi kayıp
13 milyar ABD dolarıdır. Eğer
ambargonun getirdiği zararı da buna
eklersek, bu rakamın çok daha artacağını sanırım
belirtmeye bile gerek bile kalmadı.
İzolasyon, Abhazya’nın küresel süreçlerde
yer almasının da önündeki
en büyük engeldir.
Bu da negatif bir şekilde sadece Abhazya’yı değil,
bütün
komşularını da olumsuz etkiliyor. Ambargo,
Abhazya’ya önemli ölçüde
gelir kaybettiriyor. Abhazya halkının insan
hakları ciddi bir şekilde
ayaklar altına alınıyor.
Bütün bunlara rağmen, Abhazya devleti
yaşamaya devam ediyor. İç kaynaklarımızı en
aktif şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Ülkemizin
hızlıca kalkınması için
daha kullanmadığımız nice
kaynaklar var, onları da kullandığımız
gün, gelir kaynaklarımızın ciddi
bir şekilde yükseldiğini hep birlikte
göreceğiz.
Bu bağlamda diaspora da yasayan yurttaşlarımızın
geri dönmesi bizim için en önemli konudur.
Abhazya’da yeni kabul edilen “vatandaşlık
yasası” uyarınca Abhazya’da
yaşamak isteyen her yurttaşımızı sabırsızlıkla
bekliyoruz. Bu konuyla ilgili daha kapsamlı çalışmaları sürdürmemiz
gerekiyor.
Tarihin bu haksızlığının telafi
edilmesi Abhazya’yı yeni bir gelişme
seviyesine getirecek. Abhazya ve Gürcistan
arasındakimüzakerelere katılan
diplomatlar, gürcü mültecileri dönüşü problemini önümüze
koyarlarken diasporanın geri dönüş hakkınıda göz
ardı etmemelidirler.
Değerli yurttaşlarım!
Abhazya cumhuriyeti çok uluslu bir ülkedir.
Abhazya vatandaşı, milliyeti ne olursa olsun,
cumhuriyetinin tanıdığı bütün
haklarına sahiptir.
Ancak aynı şekilde, Abhazya vatandaşlarının
görevleri de eşittir ve o görevlerin
en önemlisi de ortak vatan savunmasıdır.
Abhazyalılar çok uluslu toplumda yaşamaktan asla çekinmiyor. Abhazlar,
Ruslar, Ermeniler, Gürcüler, Rumlar, Ukraynalılar,
Türkler, Estonyalılar, Yahudiler ve diğerleri
hep birlikte ve barış içerisinde yaşamaya
devam ediyorlar.
Bu yüzden Abhazya'da toplumlar arasında çıkartılmaya çalışılan
yapay çatışma planları hiç bir
zaman sonuç vermiyor. Bizim kurduğumuz
altyapı, Abhazya’da yasayan tüm ulusları mutlu
edecek seklinde tasarlanmıştır. Abhaz
toplumun en önemli zenginliği – çok
ulusluluğudur.
Bununla beraber, Abhaz tarihinin, ulusal bilincinin
ve Abhaz kültürün koruması son
derece önem verdiğimiz konulardır.
En önemlisi ise, Abhaz diline verdiğimiz önemdir.
Parlamento üyeleri, filolog, hukukçu
ve tarihçilerimiz arasında tartışılan
Abhaz devlet dili yasasına da çok önem
veriyoruz. Bu konu üzerinde hassasiyetle
duruyoruz çünkü hem Abhaz dilini korumamız,
hem başkalarının haklarını gasp
etmememiz gerekiyor.
Ayrıca diasporadan gelen yurttaşlarımızın
da dile öğrenme süreçlerine
yardımcı olacak projeleri de geliştirmeliyiz. Diasporada
yaşayan gençlerimizin anadil zorluğu
yasadığının farkındayız. Aynı sorunu,
maalesef, biz de yasıyoruz. Ve bizim koyduğumuz
hedeflere, böyle bir durum hiç mi hiç uymuyor.
Belki de artık Abhaz-Abazin dillerine ortak bir çerçeve çıkartmalıyız.
Bu, dil bilimcilerin üzerinde dikkatle durması gereken önemli
bir konu olarak önümüzde durmaktadır.
Elbetteki bu işe yapacak olan kurum da, Abhazcayı geliştirme vakfıdır.
Eminim ki, kongre sırasında, bu tip sorunları aktif
bir şekilde tartışacaksınız.
Değerli yurttaşlarım!
Bizler politikalarımızı ambargo, savaş ve
yoksulluk tarafından yıkılamayan Abhaz
halkının istekleri üzerinde bina ediyoruz.
13 yıllık bağımsız süreç Abhaz
halkının ruhsal gücünün
en güzel göstergesidir.
Bu engelleri aşarak, Abhazya, yetkin bir devlet
olabileceğini gösteriyor. Abhazya,demokrasisiyle,
insan haklarına saygısıyla, gelişen
ekonomisiyle, kendisini uluslar arası camiaya önünde
sonunda sevdirecek ve kabul ettirecektir.
Nerede olursanız olun, bizim ortak hedefimiz etrafında
kenetlenmemiz gerekiyor. Artık halkımızın
asırlık hayalini gerçekleşme
zamanı geldi. Bu hayal, Abhazya’yı bir
bağımsız ve güçlü bir
devlet olarak görmektir!
Abhazya bizim ortak evimizdir, bizler onu hep beraber
geliştirip, güçlendirmeliyiz. Bu,
atalarımızın yaptıkları ve
bizim de yapmamız gereken bir görevdir.
Abazalar
nerede yasarlarsa yaşasınlar, anavatanları birdir – Abhazya!
Allah bu uğurda hepimizin yardımcınız
olsun! |
|