| |
DÜNYA
ULUSLARI, PARLAMENTOLARI VE HÜKÜMETLERİNE ÇAĞRI
15-16 aralık 2006 tarihinde Abhazya
Cumhuriyetinin başkenti Sukhum’da Dünya
Abhaz-Abazin Halkları Kongresi’nin 5. Genel
kurulunda bir araya gelen biz delege ve misafirler;
-uluslar arası hukuka saygı çerçevesinde,
-ulusların kendi kendilerini yönetme hakkı prensibine inanarak,
-bir ulusun diğerini tahakküm altına
almasını reddederek,
-yabancı baskılarla oluşturulan kurallara uyma zorunluluğuna
karşı durarak,
-bugün olduğu gibi yarında, Abhaz’ların
yanı sıra Abhazya’da yaşayan
tüm diğer halklarında barış ve
güven içerisinde yaşayabilecekleri
tek yerin Abhazya Devleti olduğuna inanarak,
Tarihi vatanlarında ve tüm dünyada
yaşayan Abhaz ve Abazinler adına dünya
halklarına, parlamentolarına ve hükümetlerine Abhazya
Cumhuriyeti devletinin tanınması çağrısında
bulunuyoruz.
Abhaz ulusu 1200 yılı aşkın bir
devlet tecrübesi ve geleneğine sahiptir.
Tarih, Abhaz halkının bağımsızlık
mücadelesini gösteren belgelerle doludur.
Bu mücadelelerin sonucudur ki, ulusumuz 8. Yüzyılda
Abhaz Devletini kurmayı başarabilmiştir.
Bunun akabinde de yüzlerce yıl süren
tarihi süreçte halkımızı zor
tecrübeler ve kanlı savaşlar bekliyordu.
Topraklarımızın önemi ve göz
kamaştıran güzelliğiydi tüm
bunlara sebep olan. Bizler tarihin en zorlu dönemlerinden
günümüze gelinceye kadar tarih sahnesinden
silinen bir çok milletler gibi yok olma tehlikesiyle
zaman zaman karşı karşıya kaldık.
Trajediyle dolu tarihi tecrübelerin yoğurduğu
Abhaz Halkı, her defasında dünyayı yönetme
kavgasındaki imparatorlukların arasından
günümüze kadar varlığını sürdüre
geldi. Abhaz–Abazin toplumu yüzyıllar öncesinden
günümüze kültürlerini, ayrıcalıklı örf
ve adetlerini ve eşsiz zenginlikteki dillerini
yaşatarak geldiler. T üm bunlar aynı zamanda
dünya medeniyeti içinde paha biçilmez
değerlerdir. Abhaz – Abazin toplumu manevi
alanda da geleneksel inançlarına, hıristiyanlığa
ve islamiyette hep eşit mesafede oldu. Hatta bu çeşitlilik
halkımızı ayıran değil, tam
tersine birleştiren bir unsur olarak günümüzde
de varlığını devam ettirmektedir. Çok
eski dönemlerden günümüze kadar
halkımız ortadoğu, avrupa, akdeniz havzası ve
kafkasya bölgelerindeki tüm tarihi
olaylarda önemli roller üstlendi. Buna arkeolojik
kalıntılar, tarihi eserler ve kültürel
anıtlar apaçık şahitlik etmektedirler.
19 yüzyıl ise Abhaz halkı için
ağır tecrübelerin yaşandığı bir
dönem oldu. Abhazya’nın otonom
statüsünde Rusya İmparatorluğuna
bağlanması yeni çatışmaları da
beraberinde getirdi. Bu süreç sonunda halkımızın
silahlı başkaldırısı ağır
bir şekilde ezildi ve ulusumuzun büyük çoğunluğu ülkelerini
terk ederek Osmanlı topraklarına sığınmak zorunluluğunda
bırakıldı. Abhazya Devleti ortadan
kaldırıldı. Abhazya adı bile ancak
arada bir coğrafi bir terim olarak kullanılır
oldu. Tarihi vatanlarından zorla ayrı bırakılan
Abhaz ve Abazinler bu yeni vatanlarında
da ulusal bilinçlerini, dillerini, kültürlerini, örf
ve adetlerini yaşatmayı başardılar.
Bütün bunların ötesinde kahramanlıkları ve
baş eğmez özellikleri ile yaşadıkları topraklardaki
tarihi olaylarda her zaman ve daima en önde
oldular. Bu toprakların tarihine altın harflerle
adlarını yazdırdılar, önemli
devlet adamları, büyük sanatçılar
ve kahraman askerler yetiştirerek ikinci vatanlarına
samimiyetle hizmet ettiler. Günümüzde
de Abhaz ve Abazinler aynı duygularla bulundukları ülkelerde diğer
halklarla birlikte huzur içinde yaşamaktalar.
Onlardan tek istekleri ise tarihi anavatanlarının
kaderine duyarlılık içerisinde kendileriyle
işbirliği içerisinde olmalarından
başkaca bir şey değil.
Abhaz toplumunun büyük bölümü topraklarından
sürülünce, Abhazya kolayca Gürcistan’ın
eline geçebilir di, çünkü doğu
komşumuz eskiden beri Abhaz devletini ortadan
kaldırma ve ayrılıklı özelliklere
sahip Abhaz ulusunu yok etme amacı içerisindeydi.
Esasen son yüzyıldaki Gürcistan yönetimlerinin
tümünün Abhazya ile ilişkilerine
baktığımızda bu politikanın
kesintisiz bir süreklilik içerisinde olduğunu
görebiliriz.
Rus imparatorluğunun çöküşünün
ardından gürcü menşevikler Abhazya’ya
saldırıda gecikmediler, ancak her zamanki
gibi yine başarısız oldular. Abhaz halkı,
ulusal bağımsızlık mücadelesinin
ardından devletlerini tekrar kurmayı başardı.
1921 yılında işgalci Gürcü menşeviklerin
Abhazya’dan atılmasının ardından Bağımsız
Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilan edildi. Ancak 10 yıl
geçmeden Stalin ve Beria, Abhazya’yı zorla
Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne
dahil ettiler. Bu olay üzerine Abhaz halkı topluca
protestolara başladı. Bu başkaldırıyı Sovyetler
tarihinde ilk olarak Abhazlar göze almışlardı.
Gürcistan’ın komünist yöneticileri
ise açıkça Abhaz halkını yok
etme faaliyetlerine giriştiler. Abhaz halkının
en değerli evlatları birer ikişer ortadan
kaldırıldı. Abhaz okulları tamamen
kapatıldı. Yoğun bir gürcü nüfusu
Abhazya’ya yerleştirilerek demografik yapı alt üst
edildi. Abhazca coğrafi terimler gürcüce
olarak değiştirildi, tarihi kalıntılara
varıncaya her şey tahrif edildi. Ancak tüm
bunlara ulusumuz hiç bir dönem rıza
göstermedi ve her 10 yılda bir büyük
halk hareketleriyle tepkilerini ortaya koymaktan asla çekinmedi.
SSCB döneminde zorla dahil edildiği süre
hariç, tarih içerisinde Abhazya’nın
Gürcistan’a ait olduğu hiç bir
zaman dilimi gösterilemez. Zaten gürcülerde
Abhazya’nın diktatör Stalin rejimince
kendilerine hediye edildiği bu dönem haricindeki tarihi
gerçekleri karartarak, yalanlarına tüm
dünyayı inandırabildiler. Bu gün
bu yalanlara bina edilen tarihi verilerle sözüm
ona toprak bütünlüklerini koruyorlar.
1992 yılında da “toprak bütünlüğü” için
yeniden Abhazya’ya saldıran Gürcistan,
bir kez daha Abhazya’da kanlı bir savaşa
neden oldu. Ancak bu savaşda, Abhaz halkının şanlı direnişi,
Kuzey Kafkasyalı kardeşleri başta olmak üzere,
Rusya’nın değişik bölgelerindeki
kardeş halkların ve Abhaz-Aadige diasporasının
güçlü destekleri ile zaferle noktalandı.
Bu askeri zafer aynı zamanda Abhaz halkına özgürlüğünü tekrar
iade etti..
Abhaz-Abazin halkı imparatorluk döneminde
de, SSCB döneminde de, bu günde, Rusya halkının
destek ve anlayışına büyük önem
atfediyor. Onlar bizi en güç dönemlerimizde
en önce anladılar, alfabemizin oluşturulmasından
okullarımızın tekrar açılmasına.
Aydınlarımızın yetiştirilmesinden,
kültürümüzün tekrar canlandırılmasına
kadar her alanda desteklerini bir an bile esirgemediler.
Tüm bunlar sayesinde ulusal kimliğimizi koruyarak
bu günlere getirebildik.
Rus imparatorlugu ve SSCB dönemindeki problemlere
rağmen, birlikte yaşayan toplumlar, bu gün
rus halkına teşekkür edecek çok şey
bulabilirler. Halkımızın saldırgan
gürcü şovenizmine karşı en
büyük garantisi ve bağımsızlık
taleplerimizdeki en samimi desteğimiz Rusya’nın
halkların ve kültürlerin barış ve
işbirliği içerisinde yaşamasına
sıcak bakan politikalarıdır.
Dünyanın 45 ülkesinde yaşayan ulusumuz,
kardeşlerinin temsilcileriyle birlikte, başta
başkan Vladimir Putin olmak üzere Rusya federasyonu
yöneticilerine, Abhazya’nın politikalarına,
güvenliğine ve bağımsızlığının
tanınması çabalarına verdikleri
destekten ötürü şükranlarını ifade
etmektedir. Bağımsızlığımızın
ve ekonomik gelişimimizin yegane garantisi olarak
gördüğümüz Rusya federasyonuna
herkesten önce tanınma ve ortaklık çağrısı yapmamız
bu yüzden tesadüfi değildir. Bu sürece özellikle
Abhaz-Abazin diasporasının yoğun olarak
yaşadığı ülkelerinde en
kısa sürede dahil olacağını kuvvetle
umuyoruz.
Bu gün 13 yıldır ülkemiz demokratik
prensiplere bağlı olarak de-facto bağımsızlığını sürdüre
geliyor. Dünyanın, artık Abhazya halkının
varlığını ve diğer halklar
gibi kendi devletini yaşatma hakkını tanımasının
zamanı gelmiştir. Bizler asla
savaş istemedik bu günde istemiyoruz. Tarih
boyunca kimsenin toprağına göz dikmedik.
Ancak en değerli vatan evlatlarını da
topraklarımızı savunmak için
feda etmekten bir an bile tereddüt etmedik. Bu
günde aynı karar ve azimle her türlü saldırganlığa
karşı Abhazya’yı savunmaya hazır
durumdayız.
Halkımızı ve topraklarımızda
yaşam süren diğer halkları, barış içinde
yaşatmak ve ileriye götürmek için
bağımsız Abhaz Devleti’nin gerekliliğine
tüm dünya halklarının,parlamentolarının
ve hükümetlerinin destek vereceğine
inancımız tamdır.
Devletimizin geleceği dünya devletleriyle
ilişkilerimize sıkı sıkıya
bağlıdır!
Ve bizler dünya halkları arasındaki
onurlu yerimizi alacağımıza kuvvetle
inanıyoruz! |
|